Ana içeriğe atla

Genç Osman'ın Katledilmesi


Osmanlı tarihinde padişahların tahttan indirilmesi olayı bazı dönemlere damgasını vurmuştur. Özellikle duraklama döneminde padişahların sık sık değiştiğini görüyoruz. Bu değişikliklerden belki de en hazin öyküye sahip olanı ise Sultan Genç Osman'ın yani II. Osman'ın  tahttan indirilmesi olayıdır. Feci şekilde hayatına kast edilen bu bahtsız ve genç padişahın ölümüyle Osmanlı Devleti kendini yeni bir karmaşa yumağının içinde bulmuştur. Genç Osman sadece öldürülüşüyle değil ölümünden sonra ortaya atılan bazı iddialarla da sıkça tarihte tartışılan bir şahsiyettir. Gerçekten ölmeden önce tecavüze uğramış mıydı? Cellatlarına direnirken sırtına balta ile mi vuruldu? Öldürüldükten sonra kulakları kesildi mi? Gelin bu soruların cevaplarını tarihçilerin konu ile ilgili yazdıklarından bulmaya çalışalım.

Ölüme Giden Yol

Su götürmez bir gerçektir ki Genç Osman yenilik yanlısı bir padişahtır. Lehistan üzerine düzenlenen Hotin Seferi sırasında yeniçerilerin geri kalmışlığını ve gayretsizliğini görünce bu ocak üzerinde yenilik yapma kararı alır. Tabii bunun sonucunda da yeniçeri ile arası açılır. Ulema ile de Şeyhülislam Esad Efendi'nin kızıyla evlenmesi dolayısıyla bir gerginlik yaşamaktadır. Çünkü bir padişahın hür bir Türk kızı ile evlenmesi o zamanlar doğru karşılanan bir hareket değildir. Tüm bunların üstüne bir de hacca gitme isteği doğunca isyan kaçınılmaz olmuştur. Aslında bu hacca gitme meselesinde iki farklı görüş var. Bazı tarihçiler bunun askeri ıslahat için bahane olduğunu söylerken bazıları ise Genç Osman'ın gerçekten hacca gitmek istediğini söyler. Öyle veya böyle bu bardağı taşıran son damla olmuştur.

Tahttan Zindana

Genç Osman'ı hedef alan isyanın gelişim safhasını burada uzun uzun anlatmaya gerek görmüyoruz. O ancak ayrı bir konu olabilir. Bilmeliyiz ki çıkan isyan kısa sürede büyüyüp saraya sıçramıştır. Çok geçmeden de Genç Osman tahttan indirilmiş ve isyancılar tarafından tutsak edilmiştir. Daha sonra halk arasından çeşitli hakaretlerle ve aşağılamalarla geçen Genç Osman hayatını tamamlayacağı Yedikule zindanlarına götürülmüştür. Aslında bu noktada şunu söylemekte fayda var; sanıldığının aksine o günlerde tüm halk veya yeniçeri Genç Osman'a karşı değildir. Bunu şuradan anlıyoruz ki Genç Osman ilk ele geçirildiği anda öldürülmek istenmiş fakat buna o sırada orada bulunan yeniçerilerden bazıları karşı çıkmıştır. Halkta da aynı durumu görüyoruz. Halk arasında padişahın öldürülmesine pek sıcak bakılmıyor. Fakat bazı siyasi hesaplar genç padişahın hazin bir şekilde öldürülmesine sebep olacaktır.

Genç Osman Yedikule zindanlarına götürüldükten kısa bir süre sonra yeni padişah I.Mustafa'yı etki altında tutma hayalleri kuran Davud Paşa ve Kilindir-Uğrusu denilen şahısların çabalarıyla öldürülür. İşte tartışmalı olan ise bu öldürülme mevzusudur.

Tecavüze Uğradı mı?  
  
Konunun başında yazdığımız gibi Genç Osman'ın ölümünden sonra ortaya bir çok belli belirsiz söylenti çıkmıştır. Yedikule zindanlarında hem maddi hem manevi yorgunluğuna rağmen cellatlara büyük direnç gösteren Genç Osman denildiği gibi gerçekten tecavüze uğramış mıydı? Bu konuda belki de göz önünde tutmamız gereken en önemli eser olayın yaşandığı dönemde Hüseyin Tugi tarafından yazılan Musibetname adlı kitaptır. Bu kitapta bizzat Genç Osman'ın nasıl öldürüldüğü yazılmıştır. Yazılanlara baktığımızda tecavüz ile ilgili hiçbir bilgi göremiyoruz.

Genç Osman, Hüseyin Tugi'nin eserine göre cellatlarına büyük direnç göstermiştir. Fakat bu direnci Kilindir-Uğrusu denilen şahısın hayalarını sıkması ile son bulmuştur. Bu adice hareket sonucunda genç padişah kement ile boğulmuştur. Tarihçi Lamartine'in Osmanlı tarihini konu edindiği eserinde ise genç padişahın ölümünü benzer şekilde yazmıştır. Buna ek olarak padişahın öldükten sonra Davud Paşa tarafından kulağının kesilip I.Mustafa'nın annesine götürülmek üzere mendile konulduğunu yazar. Tarihçi İsmail Hakkı Uzunçarşılı ise Genç Osman'ın omzuna balta ile vurulup direncinin kırıldığını ve bu şekilde öldürüldüğünü yazar.


Özetle Genç Osman öyle veya böyle feci bir ölüme kurban gitmiştir. Ölümün arkasından çok söylenti çıksa da bu söylentilerin bazıları asılsızdır. Özellikle tecavüz meselesi hiçbir ciddi kaynak tarafından doğrulanmaz.

REFERANSLAR:

Halil İnalcık "Devleti Alliye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar II”

Alphonse De Lamartine "Osmanlı Tarihi”

İsmail Hakkı Uzunçarşılı “Osmanlı Tarihi 3.Cild”


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Otoriter Rejimlerin Demokratikleşmesi: Türkiye Örneği Üzerinden

GİRİŞ

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerinde çok partili sisteme geçiş denemeleri yapılmasına rağmen bu girişimler dönemin şartlarından ötürü başarıya ulaşamamıştır. Türkiye, yirmi üç yıllık tek-parti iktidarının ardından demokrasiye geçmiş ve siyasal plüralizme erişmiştir. Bu politik geçiş, Türkiye’nin politik hayatı ve demokratikleşme tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. Dönemin uluslararası koşulları ve iç politikada cereyan eden gelişmeler çok partili sisteme geçilmesinde etkili olmuştur. Bu araştırma projesinde, Türkiye’nin otoriter tek parti rejiminden demokratik çok partili sisteme geçişini etkileyen iç ve dış faktörler incelenecektir. Sözü edilen iç ve dış faktörler birbirinden bağımsız olmamakla beraber birbirlerini tamamlayıcı niteliktedirler. Bu faktörlerin incelenmesi, Türkiye’de demokrasinin oluşumunun anlaşılması açısından oldukça önemlidir.

Batı Avrupa'da Yeni Bir Dünya Savaşının Hazırlıkları: İttifakların Genel Durumları

BATI AVRUPA’DA YENİ BİR DÜNYA SAVAŞININ HAZIRLIKLARI: İTTİFAKLARIN OLUŞUM SÜRECİ

Özet

Birinci Dünya Savaşı’nın bitmesinin üzerinden uzun bir zaman geçmemişken Avrupa yine bir dünya savaşı tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Almanya’da iktidara gelen Adolf Hitler ve İtalya’da iktidara gelen Benito Mussolini’nin yayılmacı politikaları ile beraber Faşizm ideolojisi de Avrupa’da yayılmaya başladı. İtalya’nın Arnavutluk, Almanya’nın ise Çekoslovakya ve Avusturya’yı topraklarına katması bir tehlike olarak görüldüyse de somut bir adım atılmamıştı. Bu şekilde hayat sahası idealini gerçekleştirmek isteyen Hitler yönetimindeki Nazi Almanyası’yla, Roma İmparatorluğu düşleri kuran Mussolini yönetimindeki İtalya, ideolojilerinin de yakın olması dolayısıyla yakınlaştılar. Bu yazıda, Avrupa’daki bu yakınlaşmanın etkilerini ve diğer ittifakları ele alacağız.

Anahtar Kelimeler: II. Dünya Savaşı, Almanya, İtalya, Fransa, Birleşik Krallık.

Siyasilerin Popülist Ekonomik Vaatleri: Ekonomi Politikasına Etkileri ve İran İslam Cumhuriyeti’nden Örnek

Siyasilerin Popülist Ekonomik Vaatleri: Ekonomi Politikasına Etkileri ve İran İslam Cumhuriyeti’nden Örnek
Özet Her seçim tecrübesi yaşadığımızda meydanlara inen siyasilerin, siyasi çıkarlarını maksimize etmek ve iktidara ulaşmak için muhtelif vaatler verdiklerine tanık oluyoruz. Özellikle siyasiler çıkarlarına ulaşmak için ekonomik vaatleriyle seçmenleri etkilemeye çalışmaktadır. Tabii olarak iktidara ulaşan siyasiler, mevcut oy potansiyelini korumak, arttırmak ve siyasi çıkarlarını maksimize etmek adına ekonomik vaatlerini icra ederler. Ancak bu ekonomik vaatlerin, ekonomi politikasına ve mevcut ekonomi durumuna olumlu veya olumsuz etkileri olmaktadır. İşte bu makalede siyasilerin ekonomik vaatlerinin ekonomi politikasına göre etkileri tartışılarak, İran İslam Cumhuriyeti üzerinden örneklendirmeye çalışılacaktır.

Giriş Seçim tecrübesi yaşadığımızda çeşitli medya araçlarından gördüğümüz üzere siyasi figürler, siyasi çıkarlarını maksimize etmek ve iktidara ulaşmak için seçmenleri etkilem…