Ana içeriğe atla

İran’ın Sosyoekonomik Analizi: Tahran Örneği







İran’ın Sosyoekonomik Analizi: Tahran Örneği

Komşu ülkelerden biri olan ve ortak tarihimiz bulunan İran hakkında milletçe çok az bilgiye ve ön yargılara sahibiz. Eksik bilgi ve ön yargılardan dolayı İran ile iletişimimiz sürekli sekteye uğramakta hatta gerilemektedir. Yanı başımızda olan ülkede neler olup bittiğini, nasıl bir hayat tarzına sahip olduklarını, bizim hakkımızda ne düşündüklerini ve ülke hakkında temel bilgilerden epeyce yoksunuz. Bu yazıda İran’ın sosyoekonomik analizini başkent olan Tahran üzerinden yaparak ekonomik koşullar hakkında bilgi vermeye çalışacağım.




İran’ın sosyoekonomik analizini idrak edebilmek için ülke ekonomisi hakkında bazı temel bilgileri bilmek gerekiyor. İran, 1979 yılında Ayetullah Humeyni tarafından gerçekleştirilen İslam Devrimi ile sırtını Batı’ya döndü ve ülke içerisinde siyasi, ekonomik ve kültürel değişiklikler meydana geldi. Kaçınılmaz olarak da bu değişiklikler toplumun sosyoekonomik yapısını değiştirmiştir. İran’ın Batı’ya yüzünü dönmesiyle beraber ülke birçok ekonomik ambargolara maruz kaldı ve İran maruz kaldığı ambargolardan dolayı kısmen de olsa ekonomik yapısını otarşiye yaklaştırdı. Tabii olarak ambargoların ülke ekonomisi üzerinde direkt ve dolaylı etkileri ciddi bir şekilde hissedilerek halkın refah seviyesinin azalmasına ve halk arasında gelir uçurumlarının dahada artmasına neden olmuştur.

Otarşi durumundaki İran ekonomisi, ekonomik faaliyetlerden gelen artı değeri halk tabanında refah olarak dönüştüremediği gibi ülkenin kalkınmasında kullanamamıştır. Serbest ticaret ve liberalizm ilkelerinden uzak olan İran ekonomisi, çıkar grupları arasında dağılan bir sistemin içinde boğulmuş ve boğulmaya devam etmektedir. Özellikle son yıllarda görülen döviz kurlarındaki sıkıntılardan nedeniyle artan maliyet enflasyonu ülke içerisindeki refahın daha da düşmesine yol açarak satın alma gücünü düşürmüş ve gelir grupları arasındaki makasın dahada açılmasına neden olmuştur.

Tahran
Kaçar Hanedanlığı’ndan beri başkent olan Tahran, ülkenin en gelişmiş şehirleri arasında yer almaktadır. Başkent Tahran, gerek coğrafi ve gerek ekonomik olarak Kuzey Tahran ve Güney Tahran olarak ayrılmaktadır. Söz konusu ekonomik ayrım gözle görülür bir şekilde zengin ve fakir sınıfların arasındaki makası bize göstermektedir. Biz Tahran’ı Kuzey ve Güney Tahran olarak ele alarak sosyoekonomik bir analiz yapacağız.

Kuzey Tahran

Kuzey Tahran, İran ve Tahran’ın en zengin ve lüks bölgesidir. Önemli tarihi ve siyasi kurumları içinde barındırmaktadır. Tarihi ve siyasi değerinin yanında lüks ve zengin alışveriş merkezi ve dükkanlar burada toplanmıştır. Üst sınıfa ait steak house kültürü, lüks alışveriş merkezleri ve ultra lüks butiklere burada rastlamak mümkündür. Çevredeki meskenler genellikle çok katlı apartmanlar veya müstakil lüks daireler olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca İran’da hiç görülmemiş veya İran’da kullanabileceğini hayal dahi edemeyeceğiniz birçok tüketim eşyalarını -özellikle otomobiller ve motosikletler- görebilirsiniz.

Kuzey Tahran caddelerinde lüks bir spor araç

Kuzey Tahran'da çok katlı siteler




Kuzey Tahran sakinleri İran’ın genel yapısına göre zengin ve seküler bir yaşam tarzı sürmektedir. Sakinlerin eğitim düzeyleri oldukça yüksek ve buna paralel olarak da gelirleri de yüksektir. Ekonomik hayatları genellikle Ev-Ofis-AVM arasında geçmektedir. Ekonomik hayat içerisinde İranlı erkekler esnek çalışma saatlerinden dolayı bolca vakit bulabildiklerinden aileleriyle AVM’de veya diğer lüks tüketim merkezlerinde vakit geçirmektedir. Kadınlar için ekseriyet olarak ekonomik hayat gün boyu AVM ve diğer lüks tüketim merkezlerinde geçmektedir. Özetle mesai saatlerinde AVM’lerde bolca kadın görebilmek mümkündür. Seküler bir hayat tarzından dolayı dini vecibeleri uygulama noktasında oldukça zayıflar. Seküler hayat tarzının getirdiği düşüncelerden dolayı İslami rejime karşı güvenleri oldukça zayıftır.



Kuzey Tahranlı kadınlar


Güney Tahran
Tahran’ın en fakir bölgesidir. Kuzey Tahran’a nazaran geleneksel tüketim tarzları halk arasında yaygındır. AVM ve diğer lüks tüketim merkezleri yerine çarşı, pazar, seyyar tezgah, bakkal ve manavlar bulunmaktadır. Yaşam kalitesi oldukça düşüktür ve birçok insan geçim sıkıntısı ile baş başa olduğundan birden çok iş yapmakta ve kendilerine zaman ayıramamaktadır. 


Güney Tahran'dan bir mahalle


Güney Tahran sakinleri, Kuzey Tahran’ın sakinlerinin aksine dindar bir yaşam sürmektedirler. Bu yüzden dini vecibeleri uygulama noktasında oldukça güçlüdürler. Bu özelliklerinden dolayı yeni inşa edilen dini yapılar (mescid veya imamzade) burada sıkça görülmektedir ve sayıları fazladır. Dini vecibelere karşı hassasiyetlerinin bulunmasından dolayı rejime karşı güvenleri oldukça fazladır. Eğitim seviyeleri geçim sıkıntısı hasebiyle düşüktür. Ekonomik hayat erkekler için iş ile ev arasında geçmektedir. Uzun çalışma sürelerinden dolayı erkekler ailelerinden uzak yaşamaktadır. Bu çalışma saatleri bazen 15 saatten fazla olabiliyor. Bunun yanında Güney Tahran’ın kadınları daha çok ev ve ev çevresindeki çarşı ve pazarlarda vakit geçirmektedirler.


Güney Tahran'dan bir pazar yeri



Sonuç
İran’ın uzun süre başkenti olan Tahran gözle görülür bir şekilde zengin ve fakir bölge olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Zengin bölge olan Kuzey Tahran, içinde barındığı tüketim merkezleri ve zengin sakinleriyle ülkenin en zengin ve lüks yerlerinden biridir. Zengin ve lüks olmasından dolayı bölge sakinleri seküler bir hayat tarzına sahip olduğundan rejime karşı güvenleri ve destekleri oldukça düşüktür. Bölgenin tam karşınsında yer alan Güney Tahran fakir ve yoksulluğuyla İran’ın gerçekleri göz önüne sermektedir. Dini vecibelere karşı duyarlılığın fazla olması rejime karşı güvenleri Kuzey Tahran sakinlerine nazaran daha fazladır.

Birçok ekonomik sıkıntılarla baş başa kalan İran Devleti’nin sosyoekonomik yapısı mevcut konjonktür nedeniyle değişmeye açıktır. Artan enflasyon refahın azalmasına neden olarak satın alma gücünü düşürmektedir. Bunun yanında ekonomik refahın yandaş çıkar grupları arasında dağılması ülke kalkınmasını ve ortalama refahı düşürmekte ve hane halklarının rejime karşı güvenlerinin azalmasına neden olmaktadır. Belki bahsettiğimiz sosyoekonomik koşullar ileride değişebilir.




Birkan Kemal ERTAN - 06.02.2019


Ek-1

Tahran'ın sosyoekonomik durumunu anlatabileceğini düşündüğüm filmler ektedir. Keyifli seyirler.

1)Serçelerin Şarkısı



2)Kalbi Kırık




3)Cennetin Çocukları





**Bu analiz tamamen yazarın Tahran sakinlerine ilgili konu hakkında sorduğu soruların cevaplarına, yazarın gözlemlerine, kısmen de olsa ampirik verilere dayanmakta ve bilimsellik iddiası taşımamaktadır. Analiz sadece asgari düzeyde genel bilgilendirmeyi kapsamaktadır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Otoriter Rejimlerin Demokratikleşmesi: Türkiye Örneği Üzerinden

GİRİŞ

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerinde çok partili sisteme geçiş denemeleri yapılmasına rağmen bu girişimler dönemin şartlarından ötürü başarıya ulaşamamıştır. Türkiye, yirmi üç yıllık tek-parti iktidarının ardından demokrasiye geçmiş ve siyasal plüralizme erişmiştir. Bu politik geçiş, Türkiye’nin politik hayatı ve demokratikleşme tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. Dönemin uluslararası koşulları ve iç politikada cereyan eden gelişmeler çok partili sisteme geçilmesinde etkili olmuştur. Bu araştırma projesinde, Türkiye’nin otoriter tek parti rejiminden demokratik çok partili sisteme geçişini etkileyen iç ve dış faktörler incelenecektir. Sözü edilen iç ve dış faktörler birbirinden bağımsız olmamakla beraber birbirlerini tamamlayıcı niteliktedirler. Bu faktörlerin incelenmesi, Türkiye’de demokrasinin oluşumunun anlaşılması açısından oldukça önemlidir.

Batı Avrupa'da Yeni Bir Dünya Savaşının Hazırlıkları: İttifakların Genel Durumları

BATI AVRUPA’DA YENİ BİR DÜNYA SAVAŞININ HAZIRLIKLARI: İTTİFAKLARIN OLUŞUM SÜRECİ

Özet

Birinci Dünya Savaşı’nın bitmesinin üzerinden uzun bir zaman geçmemişken Avrupa yine bir dünya savaşı tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Almanya’da iktidara gelen Adolf Hitler ve İtalya’da iktidara gelen Benito Mussolini’nin yayılmacı politikaları ile beraber Faşizm ideolojisi de Avrupa’da yayılmaya başladı. İtalya’nın Arnavutluk, Almanya’nın ise Çekoslovakya ve Avusturya’yı topraklarına katması bir tehlike olarak görüldüyse de somut bir adım atılmamıştı. Bu şekilde hayat sahası idealini gerçekleştirmek isteyen Hitler yönetimindeki Nazi Almanyası’yla, Roma İmparatorluğu düşleri kuran Mussolini yönetimindeki İtalya, ideolojilerinin de yakın olması dolayısıyla yakınlaştılar. Bu yazıda, Avrupa’daki bu yakınlaşmanın etkilerini ve diğer ittifakları ele alacağız.

Anahtar Kelimeler: II. Dünya Savaşı, Almanya, İtalya, Fransa, Birleşik Krallık.

Siyasilerin Popülist Ekonomik Vaatleri: Ekonomi Politikasına Etkileri ve İran İslam Cumhuriyeti’nden Örnek

Siyasilerin Popülist Ekonomik Vaatleri: Ekonomi Politikasına Etkileri ve İran İslam Cumhuriyeti’nden Örnek
Özet Her seçim tecrübesi yaşadığımızda meydanlara inen siyasilerin, siyasi çıkarlarını maksimize etmek ve iktidara ulaşmak için muhtelif vaatler verdiklerine tanık oluyoruz. Özellikle siyasiler çıkarlarına ulaşmak için ekonomik vaatleriyle seçmenleri etkilemeye çalışmaktadır. Tabii olarak iktidara ulaşan siyasiler, mevcut oy potansiyelini korumak, arttırmak ve siyasi çıkarlarını maksimize etmek adına ekonomik vaatlerini icra ederler. Ancak bu ekonomik vaatlerin, ekonomi politikasına ve mevcut ekonomi durumuna olumlu veya olumsuz etkileri olmaktadır. İşte bu makalede siyasilerin ekonomik vaatlerinin ekonomi politikasına göre etkileri tartışılarak, İran İslam Cumhuriyeti üzerinden örneklendirmeye çalışılacaktır.

Giriş Seçim tecrübesi yaşadığımızda çeşitli medya araçlarından gördüğümüz üzere siyasi figürler, siyasi çıkarlarını maksimize etmek ve iktidara ulaşmak için seçmenleri etkilem…