Ana içeriğe atla

Nasıreddin Şah Dönemindeki Reuter İmtiyazları



Nasıreddin Şah Dönemindeki Reuter İmtiyazları

Özet
1796 yılında İran topraklarında iktidarı ele geçiren Kaçar Hanedanı, bu yıllardan sonra birçok siyasi ve ekonomik sıkıntılar ile baş başa kalmıştır. 19. yüzyıldan sonra sömürgeci devletlerin eline düşen Kaçarlar, sömürge devletlerinin planları arasında mücadele etmek ve kendine yaşam alanı sağlamak için sömürge devletlerine bazı imtiyazlar vermiştir. Söz konusu imtiyazlar Kaçar iktidarı boyunca ülke ekonomisinin zarar görmesine neden olmuştur. Bu makalede söz konusu imtiyazlar arasında Kaçar Hanedanı’nın önemli yöneticilerinden biri olan Nasıreddin Şah’ın döneminde verilen “Reuter İmtiyazları” olarak bilinen imtiyazlar incelenecektir.


Anahtar Kelimeler: Kaçar Hanedanı, Nasıreddin Şah, İran, İmtiyaz, Reuter İmtiyazı


Giriş
1796 yılında İran topraklarında Zend Hanedanı’ndan iktidarı alan Kaçar Hanedanı kurucusu Aga Muhammed Han kendini “İran Şahı” ilan etti. Bu dönemde İran’ın çevresinde güçlü sömürgeci devletlerin toprakları ve etki alanları bulunuyordu. Söz konusu devletler rakip devletlere karşı hakimiyet alanını genişletmek için kendinden zayıf ve değerli topraklara sahip olan ülkelere nüfuz ederek siyasi ve ekonomik imtiyaz etmeye çalışıyorlardı. Aga Muhammed Han’ın ölümünden sonra Feth Ali Şah tahta geçerek İran’a nüfuz etmek isteyen rakip devletleri dengelemek için bazı imtiyazlar verdi. Bu dönemdeki rakip devletlerin başında İran’a sınır komşusu olan Rusya, İngiltere ve sınır komşusu olmayan Fransızlar bulunmaktaydı.


19. yüzyılın başında Rusların İran’ın kuzeyinde sınır ihlalleri yapması Kaçar hükümetini rahatsız etmişti. Ancak Kaçar maliyesi ve ordusu bu savaşı kazanacak yeterlilikte değildi. İngiltere ve Fransa’dan mali ve teknik destek alan şahzade Abbas Mirza önderliğinde kurulan ordu Rusya’ya mağlup oldu ve 1813 yılında Rusya ile Gülistan Antlaşması imzalanarak Rusya’ya verimli arazilerin yanında ciddi ekonomik ve siyasi imtiyazlar verildi. Toprakları geri almak isteyen Kaçarlar, tekrar şahzade Abbas Mirza önderliğinde Ruslarla savaşa girdi. Ancak bu savaşta da hezimete uğrayan Kaçarlar, 1828 yılında Rusyayla Türkmençay Antlaşması imzaladı. Türkmençay Antlaşması tıpkı Gülistan Antlaşması gibi ciddi siyasi ve ekonomik imtiyazlar içeriyordu. Ancak bu antlaşmanın  önemli sonuçları vardı. Bu antlaşmayla halk tabanında Rusya’ya ve Kaçar yöneticilerine nefret arttı ve  İran coğrafyası artık İngiltere ve Rusya’nın mücadele arenası olacaktı. Kaçar hükümeti ise bu mücadelelerden yaşam alanı sağlamak amacıyla söz konusu iki devlete siyasi ve ekonomik imtiyazlar verecekti.

Nasıreddin Şah tahta geçmesiyle  Avrupa’dan geri kaldığı konularda ülkesinde ıslahatlar yaptı. Nasıreddin Şah bizzat Avrupa’yı görmek amacıyla çeşitli ülkelere seyahatler düzenledi. Bu seyahatlar sırasında İngiliz sermayedarları ile görüşmeler yaparak onlara imtiyaz vaadi vermiştir. Özellikle imtiyazların verilmesinde Mirza Malkom Han ve Mirza Hüseyin Sipahsalar Müşiriddevle’nin de önemli rolü bulunmaktadır. Bu dönemde verilen imtiyazların en önemlisi, Paul Julius Reuter’e maden, demiryolu, baraj, yol vb. alanlarında verilen Reuter İmtiyazı olarak bilinen imtiyazdır. Ancak Rusya’nın ve halkın tabanından baskılar ile mezkur imtiyaz kaldırılmıştır. Daha sonraları Reuter, Kaçar Hükümeti’nden Bank-ı Şehinşahi adlı merkez bankasını kurmak için imtiyaz almıştır.

İngilizlere verilen imtiyazları dengelemek amacıyla Kaçar Hükümeti, Ruslara da imtiyazlar vermiştir. Ancak çoğu imtiyaz halk tabanından gelen tepkiler nedeniyle kaldırılmıştır. Söz konusu imtiyazlar ve devletler arasındaki rekabet Kaçar hükümetini ve halkını ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya getirmiştir.

İmtiyaz Nedir?
Meselenin daha iyi idrak edilebilmesi için imtiyaz kavramının hangi manaya geldiğini, ne amaçla ve nasıl kullanıldığının bilinmesinde fayda var. Sözlükte “ayrıcalık, üstünlük” anlamına gelen imtiyaz kelimesi (çoğulu imtiyazat), bir devletin kendi ülkesinde özellikle yabancı kişi, zümre, kurum veya devletlere verdiği bazı iktisadi hak ve ayrıcalıkları ifade eder.[1] İmtiyaz daha çok sömürü gücü fazla olan ülkelerin, kendilerine nazaran daha az sömürü gücüne sahip olan ülkeleri siyasi ve ekonomik olarak sömürmesidir.

17. yüzyıldan sonra Avrupalı devletler kendi toprakları içinde ürettikleri mallara hammadde kaynağı ve pazar bulabilmek için başka devletlerden imtiyaz talep etmişlerdir. Özellikle 17. yüzyıldan sonra, merkantilist yönelimler gereği ekonomik politikalarında, dış ticaret ve ödemeler dengesi fazlası verme hedefi güden Avrupa devletleri amaçlarına ulaşabilmek için aldıkları imtiyazların sınırlarını, İran ve ardından Ümit Burnu’nu dolaşarak deniz yoluyla ulaşmayı başardıkları Hindistan başta olmak üzere Güneydoğu Asya ülkelerine kadar genişletmişlerdir. Bu maksatla Portekiz, İngiltere, Fransa, Hollanda gibi ülkelerin kurduğu Doğu Hindistan Şirketi adlı şirketler bu girişimlerin öncüsü ve simgesi konumuna gelmiştir.[2]

İmtiyazlar, genellikle ilgili ülkede serbest ticaret ayrıcalığı yanında ulaşım, haberleşme ve finans sektörlerinin, yer altı ve yer üstü doğal kaynakların işletme tekellerini ele geçiren, bütün bu yatırımlara tehdit oluşturan iç ve dış düşmanlara karşı istikrarı sağlamak için hükümetlere siyasî baskı yapan Avrupa devletlerinin yavaş fakat istikrarlı sömürgeleştirme politikalarını yansıtır. Ayrıcalıklar, veren ülkeden ziyade faydalanan ülkenin çıkarlarına hizmet etmiş, mütekabiliyet esasına dayanan imtiyazlardan askerî, siyasî ve iktisadî güçleri sebebiyle Avrupalılar yararlanmıştır. Genellikle imtiyazlar yabancıları yerli halktan daha ayrıcalıklı kıldığı için haksız rekabet ortamı doğurmuştur. Bu sebeple yerli tüccar “Avrupa tüccarı”nın statüsünden yararlanabilmek için onların himayesi altında faaliyet göstermeyi tercih etmiştir. Zamanla kapitülasyon özelliği kazanan imtiyazlar yabancılara ticarî ve hukukî ayrıcalıklar vermesi, can, mal, mesken ve işyerleri için dokunulmazlık sağlaması, yerli tüccarın imtiyaz sahibinin himayesine sığınmasına sebebiyet vermesi bakımından millî hâkimiyeti zayıflatıcı rol oynamıştır.[3]

Nasıreddin Şah Dönemi’ne Kısa Bir Bakış
Muhammed Şah’ın ölümünden sonra Nasıreddin Şah, daha sonra sadrazamı olacak elinde yetiştiği Mirza Taki Han Emir Kebir tarafından 16 yaşında tahta geçirilmiştir. Tahta geçtiği dönemde Rusya, İngiltere ve Fransa gibi ülkeler İran üzerinden sömürge yarışına girerek, İran’dan toprak ve imtiyaz almaya çalışıyorlardı ve yine bu dönemde ülkede bazı iç karışıklar mevcuttu.

Nasıreddin Şah, devlet idaresinde tecrübe kazandıktan sonra ülke idaresinin yönlerini ıslah etmeye çalışmıştır.[4] Nasıreddin Şah döneminde İran ile Avrupa devletleri arasında siyasî, ticarî ve kültürel alanda yakın ilişkiler kurulması Avrupa devletlerinin İran üzerindeki etki, nüfuz ve imtiyazlarının artmasına sebep olmuş, bu durum yabancı nüfuzuna ve monarşiye bir tepki şeklinde ülkede özgürlükçü hareketlerin doğmasına ve İran Meşrutiyet Hareketi’ne zemin hazırlamıştır. İran’da ilk üniversite Nasıreddin Şah devrinde açılmış, telgrafhane ve bazı fabrikalar da yine bu dönemde kurulmuştur. Avusturyalı öğretmen ve Rus subaylarının katkısıyla ordunun yeniden yapılandırılması da bu devirde gerçekleştirilmiştir.[5]

Ekonomik ve siyasi sıkıntılar yüzünden artan muhalefet nedeniyle Seyyid Cemaleddin Afgani’nin  müridi olan Mirza Rıza Kirmani’nin 1895 yılında tabancasından çıkan kurşun Kaçar hanedanının en kudretli dördüncü şahı olan Nasıreddin Şah’ı öldürerek bir devrin kapanmasına neden olmuştur.[6]

Paul Julius Reuter’in Yaşamına Kısa Bakış
Reuter İmtiyazları’nın tasarruf hakkına sahip olan Paul Julius Reuter, 21 Temmuz 1816’da Almanya’nın Kassel şehrinde dünyaya geldi. Yahudi anne ve babaya sahipti ve babası Yahudi bir din adamıydı. Daha sonradan değiştireceği ilk ismi Josaphat’ti.

Gençken ilk önce amcasının Göttingen’deki bankasında çalıştı ve burada önemli şahıslarla tanıştı. 1845’te Londra’ya taşınarak  buradayken Hıristyanlığa geçti ve ismini Paul Julius Reuter olarak değiştirdi. Çevresi ve kendisinin ilgisi nedeniyle yayıncılıkla alakalı birçok çalışma yapmış ve medya alanında girişimlerde bulunmuştur. Ancak medya girişimleri çeşitli nedenler dolayısıyla başarısız olmuştur. 1851’de adını verdiği ve kendisinin ünlenmesine sebep olan Reuters haber ajansını Londra’da kurdu. 1857’de Reuter İngiliz vatandaşlığına geçti ve daha sonra Saxe-Coburg-Gotha Dükü ona baron rütbesini vererek Baron Julius de Reuter olarak da tanındı.

Reuter her ne kadar İran tarihinde İran’ın doğal zenginliklerini imtiyazat adı altında sömüren bir kişi olarak tanınsa da Avrupa’da girişimci kişiliği ve kurduğu haber ajansı ile medya alanında yenilikçi ve anlayışlı biri olarak görülmüştür. Medya alanında birçok standardın oluşumunda etkili isimlerden biri olmuştur. Kurduğu ve öncülük ettiği medya firmalarını dünyanın birçok yerinde yaymak için çaba sarf etmiştir.[7]

Reuter İmtiyazları
Nasıreddin Şah döneminde verilen Reuter İmtiyazları daha iyi anlaşılması için iki bölüme ayrılabilir. Birinci bölüm olarak 1872 tarihinde Paul Julius  Reuter’e verilen İran’ın bazı doğal kaynaklarının işletilmesini içeren Reuter İmtiyazı’dır. Diğer imtiyaz ise 1889’da Paul Julius Reuter’in oğlu George Reuter’e verilen Bank-ı Şahenşahi adlı merkez bankası imtiyazıdır.

a)1872 Tarihli Reuter İmtiyazı
Safevi Devleti’nin sonlarına doğru, Avrupalı devletler, sömürgecilik faaliyetleri üzerinden kazanç sağlamak için İran coğrafyasında rekabete halindeydiler.[8] Ancak Avrupa devletleri arasındaki rekabet Fransız İhtilali’nden sonra farklı bir aşamaya geçmiştir. [9] İran üzerinde sömürgecilik faaliyetinde birçok Avrupalı devlet bulunuyordu. Lakin bunların arasındaki en şiddetli mücadele İran’ın kuzey komşusu Rusya ve güney komşusu İngiltere arasında geçiyordu.[10] İran kendi üzerinde meydana gelen iki devlet arasındaki rekabeti dengelemek amacıyla her iki devlete de bazı imtiyazlar vermiştir. Bu dönem artık Rusya ve İngiltere’nin İran üzerinden iktisadi imtiyaz elde etme yarışına dönüşecekti. 

Türkmençay Antlaşması’yla İran gümrüklerini hakimiyeti altına alan Rusya, İran ekonomisi üzerinde çok fazla etkili oldu. Daha sonraları farklı sömürgeci ülkeler de farklı tarihlerde gümrük ve tarifelerden muaf olmak için İran’dan imtiyaz talep etmişler ve İran söz konusu ülkelere gümrük ve tarife imtiyazları vererek ekonomik bağımsızlığını tehdit altına almıştır. Gümrük ve tarife imtiyazlarıyla beraber İran pazarına giren yabancı sermayedarların ürünleri iç piyasayı da tehdit etmiş ve yerli sermayedarın yabancı sermayedara karşı güçsüzleşmesine neden olarak yerli üretim teşebbüslerini azaltmış ve ülke ekonomisinin yabancılara teslim olmasına sebep olmuştur. Özellikle bu sermayedarlar arasında Rus ve İngiliz sermayedarları iki ülke arasındaki rekabetten dolayı dikkat çekmek de ve bu sermayedarlar arasındaki rekabet yukarıda bahsettiğimiz gibi iki ülkenin imtiyaz elde yarışına dönüşecekti.[11]

Makalemizin konusu olan Reuter İmtiyazı, Nasıreddin Şah dönemi’nde İngiltere’ye verilmiş en büyük ve meşhur imtiyazlardan biridir. Söz konusu imtiyazın verilmesinde ana sebep olarak mali sıkıntılar söz konusuydu ve Avrupalı devletler geri ödeyememe riski nedeniyle Kaçar Devleti’ne borç vermiyordu. Kaçar Devleti borçlarını imtiyazat satarak kapatmaya çalışarak Avrupalı devletlere imtiyaz vermiştir. Nasıreddin Şah, Kaçar maliyesinde meydana gelen mali açıkları kapatmak adına Paul Julius Reuter’e imtiyaz vererek, maliyedeki açıkları kapatma girişiminde bulundu. [12]Bu girişimde bulunmasında dönemin sadrazamı olan Mirza Huseyin Sipahsalar ve dönemin aydınlarından ve devlet adamlarından Malkom Han’ın önemli bir rolü olmuştur.

Mirza Sipahsalar borçların kapatılması ve Avrupalı devletlerin desteğinin sağlanması adına ülkenin milli kaynaklarını Avrupalılara veren bir teklifi Nasıreddin Şah’a sunmuştur.[13] Mali ve ekonomik durum itibariyle teklifi kabul eden Şah, Paris ve Londra’daki Kaçarlı devlet adamlarına, Avrupalı şirketler ve sermayedarlarla konu hakkında konuşması için emir vermiştir.[14] Avrupalı şirket ve sermayedar ile görüşmeler sonucunda Baron Julius de Reuter ile anlaşma sağlanmıştır. Ayrıca dönemin sadrazamı Mirza Hüseyin Han bu anlaşmanın sağlanması için Reuter’den yüklü miktarda rüşvet almıştır.[15]

Reuter İmtiyazı, Nasıreddin Şah önderliğinde, sadrazam Mirza Hüseyin Sipahsalar ve Malkom Han’ın çabalarıyla Paul Julius Reuter’e, 24 maddelik bir anlaşmanın imzalanması sonucunda verilmiştir. Anlaşmayı genel olarak incelediğimizde, Baron Julius de Reuter tekel olarak, kömür, demir, bakır, kurşun, petrol gibi ülkede çıkartılabilecek değerli madenler harici(altın ve bakır gibi) madenleri çıkartma, su kemeri ve kanalı, demiryolu, tranvay, caddeler, telgraf ve endüstriyel fabrikaların işletilmesini ve yapımını 50 yıllığına, ülkedeki tüm gümrüklerin işletilmesi ve herhangi birinin ihracatı hakkına 25 yıl sahip olmuştur. Baron Julius de Reuter 40.000 pound ödeme ve kardan %60 pay ile söz konusu imtiyazın satın alıcısı olmaya hak kazanmıştır.[16]

İmtiyaza baktığımızda, İran’ın yeraltı ve yerüstü kaynaklarının sadece yabancı bir kişiye verilerek, başka devlet vatandaşı tarafından sömürüldüğünü görebiliriz. Bu durum İran’ın iktisadi olarak bağımsızlığını yitirdiği anlamına gelmektedir. Öyle ki Curzon bu imtiyazı ”bir hükümdarlığın bütün kaynaklarını hayal bile edilemeyecek şekilde, tarihte hiç görülmedik ölçüde tamamen yabancı ellere teslim edilişi” olarak yorumlamıştır.[17]

İmtiyazın verilmesinden sonra, Kaçar hükümeti pek çok iç ve dış muhalefetle karşı karşıya kalmıştır. İmtiyaza ilk muhalefet eden devlet Rusya’ydı. Rusya, rakibi olan İngiltere’nin İran üzerinde böylesi tehlikeli bir imtiyaz almasından dolayı endişelenmişti. Bunun yanında Rusya yanlısı saray eşrafı, halk tabanı ve dini gruplar sert bir muhalefet ile imtiyaza karşı çıkmıştır. Özellikle bu muhalefetin başında dini grup liderleri olan Ayetullah Seyyid Salih ve Hac Molla Ali Kani, imtiyazın İslam’a aykırı olması, ülkenin siyasi ve ekonomik bağımsızlığının elden gideceğini ve İran’ın savaşmaksızın İngiliz sömürgesi haline geleceği belirterek karşı çıkmışlardır.[18]

Nasıreddin Şah imtiyazın verilmesinden sonra ilk Avrupa seyahatinde ilk durağı Rusya olmuştu. İmtiyazdan dolayı Rus yetkililerle yaptığı görüşmelerde Ruslar, Reuter İmtiyazı’ndan memnun değillerdi ve İran’a cephe almışlardı. Sonraki durağı Londra olan Nasıreddin Şah, İngiliz yöneticilerden de Reuterle alakalı bir ilgi göremedi. Ayrıca Kraliçe ve  Başbakan Gladstone ile görüşmüş, Reuter’e verilen imtiyazlardan dolayı Rusya’nın İran’a cephe aldığını söyleyerek himaye istemiştir. Ancak İngiltere’den istediği desteği alamayan Şah, Reuter’in ziyaret tekliflerini de reddederek imtiyazın lağvedileceği işaretini vermiştir.[19] İran’a geri dönen Şah, saray eşrafının, halkın ve dini liderlerin tepkileriyle karşılaşması ve Avrupa seyahatinde şahit olduğu İngiliz ve Rus yöneticilerinin tepkileri hasebiyle Reuter İmtiyazı’nı lağvetmiştir.[20] Nasıreddin Şah imtiyazı lağvettiğinden dolayı yüklü miktarda tazminat ödemiştir.[21]

b)Bank-ı Şahenşahi İmtiyazı
İran’da bir bankanın kurulması, İran’ı iktisaden sömürmek isteyen Avrupalı devletler tarafından düşünülmüştür. Bu girişimlerin hazırlık süreci Nasıreddin Şah’ın Avrupa ziyareti sırasında ülke içerisinde bir banka kurulması için İngilizler tarafından ikna edilmesiyle başlamıştır. 1863’te Mahmud Han ile Hasan Ali Han’ın Londra ve Paris’te İran demiryollarının tesisi için sermayedarlar ile görüşmeleri bankaların kurulma süreçlerini hızlandırmıştır. 1864’te Fransız Jean Savalan isimli sermayedar, iki milyon İngiliz lirası İran’a borç vererek bankanın kurulmasını istemiştir. Ancak  Nasıreddin Şah İngilizlerin etkisinde kalarak bankanın kurulmasını engellemiştir. Diğer bir girişim ise İngilizlerin bir banka kurulması için harekete geçerek İranlı kuyumcular eliyle 1888’de “Oriental Banking Corporation” ın kurulmasını sağlamıştır. Ancak yerli kuyumcuların arasındaki rekabet sebebiyle bankasının kapanmasına yol açmıştır.[22] İngilizler tarafından başarılı banka kurma girişimi 1889’da Bank-ı Şahenşahi’nin kurulmasıyla başlamıştır. Ancak Bank-ı Şahenşahi’nin kurulmasına itiraz eden ve benzer imtiyaz talep eden Rusya, İngiltere’ye nispet olarak Bank-ı İstikrazi’yi kurmuştur.

Kaçar Hükümeti’ne artan iç ve dış baskılar nedeniyle yürürlükten kaldırılan Reuter İmtiyazı, 1889 yılında karşımıza Bank-ı Şahenşahi İmtiyazı olarak karşımıza çıkmaktadır. İmtiyaza göre söz konusu banka, İran’ın para basma yetkisine sahip  yabancı sermayeli merkez bankası olacaktı. Reuter’e verilen birinci imtiyazın lağvedilmesi, bunun ardından Kaçar Hükümeti’nin büyük bir borç altına girmesi ve daha sonradan Reuter’e Bank-ı Şahenşahi İmtiyazı’nın verilmesi, devletin İngiltere’ye bağlı kalmasını sağlamıştır.[23]

Bank-ı Şahenşahi İmtiyazı, Reuter’e 1872 yılında verilen imtiyaz ile bağlantılı haldedir. 1873 yılında imtiyazın lağvedilmesinden sonra Reuter bu duruma itiraz etmiş ve durumun düzeltilmesi için hükümete farklı tavsiyelerini yenilemiştir. Reuter birkaç yıl sonra tavsiyelerini ve iddialarını daha önce Kaçar Hükümeti ile yaptığı imtiyaznamenin maddeleri üzerinden ele almış ve buna bağlı olarak 20. maddede bulunan Bank-ı Şahenşahi’nin kurulması ile alakalı maddeye dayandırmaya çalışmıştır. Ancak  hukuki yoldan bu takip edilemez ve güvenilir bir seçenek olmadığından başka yollar denemeye çalışmıştır.[24] Reuter imtiyazın lağvedilmesinden sonra Rus sermayedarlara imtiyazın bazı kısımlarını satmayı düşünerek Kaçar Devleti’ni etkilemeye çalıştı. Ama Rus sermayedarlar bu teklifi reddetmiştir.[25] İngiltere’nin Reuter’e desteğiyle, 20. maddenin kullanılması ve Bank-ı Şahenşahi’nin kurulması için İngiliz devlet adamları tarafından yollar aranmaya başlandı ve İngiliz devlet adamları, Kaçar devlet adamlarıyla yakın ilişkiler kurdu.[26]Reuter ile iyi arkadaş olan ve dönemin sadrazamıyla yakın ve sıcak ilişkileri olan İngiliz elçi Sir Henry Drummond Wolf  20. maddenin kullanılması için uğraşlarda bulundu.[27] Sir Henry Drummond Wolf’un teşvikleriyle ve aracılığıyla Reuter’in iddiası tekrar gündeme geldi ve Reuter’in oğlu George Reuter konuyla alakalı olarak İran’a gitti.

Reuter zaman bakımından da Bank-ı Şahenşah imtiyazının alınması için iyi bir konumdaydı. Çünkü Nasıreddin Şah tekrar Avrupa’ya gitmek için borç paraya ihtiyacı vardı.[28] Reuter’in oğlu George Reuter İran’a geldiğinde Nasıreddin Şah’a imtiyazla alakalı isteklerini ve tavsiyelerini sundu. Nasıreddin Şah’ın emri ve sadrazam Eminüddevle’nin gözetinin altındaki şuranın onayıyla Bank-ı Şahenşahi imtiyazı 1889’da kabul edildi.

İmtiyazın kabul edilmesiyle beraber imtiyaznameye göre Bank-ı Şahenşahi’nin 60 yıllık imtiyaz süresi olacaktı. Merkezi Tahran’da olacak banka, diğer şehirlerde de şube açabilecekti.[29]Hatta söz konusu bankanın Basra ve Bağdat’ta da şubesi vardı.[30] Banka çalışanları, şubenin bulunduğu şehirlerden getirilmiş ve banka yöneticileri İngiliz ve İranlılardan oluşmaktaydı.[31] Bankada İran Devleti’nden bir kişi banka işlerini gözetmek için görevlendirilecekti. Buna ilave olarak bankanın bütün şubelerin ve binaları gider ve masraflardan muaf olacaktı.[32]Bank-ı Şahenşahi İran sınırları içinde para basma yetkisinin yanında kendi aracılığıyla kurulan “İran Maden Şirketi” isimli İran-İngiltere ortaklı şirket de imtiyaza dahil edilerek ülke sınırları içinde maden arama ve çıkarma(altın ve gümüş gibi değerli madenler hariç) tekeline ve arama-çıkarma yaparken bulunduğu harcamalar ve giderlerden muaf olma hakkına sahipti.[33]-[34]

Baron Julius de Reuter’in oğlu ve imtiyazın sahibi George Reuter, imtiyazı aldıktan sonra Londra’ya gitti. Londra’da bankanın kuruluşuyla alakalı birkaç çalışma yaptı ve burada bankanın kuruluşunu ilan etti. Bankayı kurduktan sonra  hisse satarak ortaklık almaya başladı ve bankanın hissesinin önemli kısmını taşıyan ortaklardan biri İngiliz Devleti’ydi.[35]Daha sonra bankada çalışacak kişilerin temini için Tahran’a İngiltere’den teknik ve uzman elemanlar gönderdi ve Güney Firdevsi’de bir bina kiraladı.

Bank-ı Şahenşahi, İngiliz tüccarların hareket alanını genişletmek için onlara her türlü yardımı yapmış, İranlı tüccarların bu rekabetten geri kalmasını sağlamıştır. Ticari faaliyetlerde dönen paranın bankanın kontrolünde olması, yerli üretim yapmak isteyen tüccarı olumsuz etkilemiştir. Bu hususta Londra’ya gönderilen raporda; “İranlı tüccarlar Bank-ı Şahenşahi’den oldukça rahatsızdırlar. Bir şirket 4.000 hisse ile her hissesi 25 tümen olan yeni bir banka için hazırlık yapmaktadır. Yerli tüccar banka ile çalışamamaktadır.” denilerek önlem alınmasını istemiştir.[36]Ayrıca Ruslar tarafından kurulan Bank-ı İstikrazi de Rus tüccarların önünü açmış ve bankadan borç alınması için teşvikler vermiştir. Banka İran’ı borçlandırmak için ticaret erbabına, devlete ve şehzadelere sürekli borç para vermiştir. Bu şekilde borçlandırılan şah ve devlet görevlileri taviz vermek zorunda bırakılmış ve Rus ticari nüfuzunun İran’da artması sağlanmıştır.[37]

Bank-ı Şahenşahi uzun yıllar boyunca iktidar değişikliklerine rağmen İran’da görevini sürdürdü ve 60 yıllık imtiyaz süresinin bitmesinden ardından birkaç yıl sonra 1953’te görevini sonlandırdı.

Sonuç
Sonuç olarak baktığımızda 19. yüzyıldan sonra çeşitli alanlarda gerileyen Kaçarlar, sömürgeci devletler olan Rusya ve İngiltere’yi üzerindeki emellerini dengelemek amacıyla çeşitli imtiyazlar vermiştir. Ancak bu imtiyazlar ülkenin ekonomisinin bozulmasına neden olarak Rusya ve İngiltere’nin aralarındaki İran üzerindeki rekabet karşısında ülkeyi daha zor durumda bırakmıştır. Mali açıklarına çare bulamayan Kaçarlar, mali açıkları kapatmak amacıyla dış borç almaya çalışmıştır. Ancak borçlanma için istenilen teminatı veremeyen Kaçarlar, yabancı devletlere imtiyaz satmak zorunda kalmıştır.

Nasıreddin Şah döneminde artan ekonomik sıkıntılar ve söz konusu ekonomik sıkıntılara maddi kaynak bulamayan devlet, İngiltere’ye imtiyazat satmak zorunda kalmıştır. Bu imtiyazlardan biri olan Paul Julius Reuter’e verilen imtiyaz ülkeyi belki kısa vadede kurtarmış gözükse de uzun vadede büyük siyasi ve ekonomik sıkıntılarla baş başa kalmıştır. Rusya’nın ve İran içindeki muhalif gruplar imtiyazı verilmesine karşı çıkması ve imtiyazın lağvedilmesi sonucunda verilen tazminatlar uzun vadede büyük siyasi ve ekonomik krizlerin oluşmasında başlıca etkenlerdendir. Ayrıca imtiyazların verilmesinde büyük bir rol oynayan söz konusu devletlere bağlı olan, kişiler Kaçar Devleti’nin siyasi ve ekonomik olarak yorgunluğunun ve zayıflığının artmasına neden olmuştur.

Daha sonra verilen Bank-ı Şahenşahi imtiyazı, ülkede daha büyük siyasi ve ekonomik krizlerin çıkmasına neden olarak Kaçar Devleti’nin daha fazla zayıflamasına neden olmuş ve 19. yy’nin sonlarında ve 20. yy başlarında gerçekleşen meşrutiyet hareketlerini körüklemiştir. Bunun yanında Rusya ve İngiltere’ye verilen imtiyazlar Nasıreddin Şah saltanatına karşı muhalefet artmasına ve şahın suikaste gitme nedenlerini körükleyen etmenlerden biri olmuştur.




Birkan Kemal ERTAN, 2019


KAYNAKÇA
      ABRAHAMIAN  Ervand, Modern İran Tarihi, İş Bankası Yayınları, İstanbul 2017
      DİLEK Kaan, İran’da Meşrutiyet Hareketi ve Dönemin Siyasi Gelişmeleri, Akademik Ortadoğu, Cilt 2, Sayı 1, 2007
      KALLEK Cengiz, "İMTİYÂZÂT", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/imtiyazat#1 (Son erişim tarihi: 21 Ocak 2019).
      KARADENİZ Yılmaz, İran Tarihi(1700-1925), Selenge Yayınları, İstanbul 2012
      KARADENİZ Yılmaz, Kaçarlar Döneminde İran, Selenge Yayınları, İstanbul 2013
      MEHRCU Habibullah, http://bcir.pchi.ir/show.php?page=contents&id=9788 , (Son erişim tarihi: 25 Ocak 2018)
      MUHAMMEDİ Muhammed, 24 آبان 1393, 14:3, http://pajoohe.ir/امتیاز-رویتر__a-30895.aspx ,(Son erişim tarihi: 21 Ocak 2019)
      PİRA Suad, ÖZGÜDENLİ Osman Gazi, "NÂSIRÜDDİN ŞAH", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/nasiruddin-sah (Son erişim tarihi: 29 Ocak .2019).
      TETERİ Ali, Lağv-i Emteyaz-i Bank-i Şahenşahi, 1387, http://ensani.ir/file/download/article/20101204121727-20.pdf ,(Son erişim tarihi: 25 Ocak 2019)
      VERHRAM Gulamrıza, Nezam-i Siyasi ve Sazmanha-ye İctimai-i İran der Asrı-ı Kaçar, İnteşarat-ı Moin, 1385
      ZENDİ Muhammed Ali, 24 آبان 1393, 14:4, http://pajoohe.ir/امتیاز-بانک-شاهنشاهی__a-36345.aspx ,(Son erişim tarihi: 24 Ocak 2019)

İnternet Siteleri
      Paul Julius Reuter, New World Encyclopedia, http://www.newworldencyclopedia.org/entry/Paul_Reuter (Son erişim tarihi: 22 ocak 2019)










[1]Cengiz Kallek,  "İMTİYÂZÂT", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/imtiyazat#1 (Son erişim tarihi: 21 Ocak 2019).
[2] a.g.e
[3] a.g.e
[4] Yılmaz Karadeniz , İran Tarihi(1700-1925), Selenge Yayınları, İstanbul 2012, sf 351
[5] Suad Pira, Osman Gazi Özgüdenli, "NÂSIRÜDDİN ŞAH", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/nasiruddin-sah (Son erişim tarihi: 29 Ocak 2019).
[6]Kaan Dilek, İran’da Meşrutiyet Hareketi ve Dönemin Siyasi Gelişmeleri, Akademik Orta Doğu, Cilt 2, Sayı 1, 2007, sf. 53
[7] Paul Julius Reuter, New World Encyclopedia, http://www.newworldencyclopedia.org/entry/Paul_Reuter (Son erişim tarihi: 22 ocak 2019)
[9] Muhammed Muhammedi, 24 آبان 1393, 14:3, http://pajoohe.ir/امتیاز-رویتر__a-30895.aspx ,(Son erişim tarihi, 21 Ocak 2019)
[10] a.g.e
[11]Gulamrıza Verhram, Nezam-i Siyasi ve Sazmanha-ye İctimai-i İran der Asrı-ı Kaçar, İnteşarat-ı Moin, 1385, sf. 401-406
[12]Ervand Abrahamian, Modern İran Tarihi, İş Bankası Yayınları, İstanbul 2017, sf 53
[14] a.g.e
[15] Yılmaz Karadeniz, İran Tarihi(1700-1925), Selenge Yayınları, İstanbul 2012, sf. 411
[16]Muhammed Muhammedi, 24 آبان 1393, 14:3, http://pajoohe.ir/امتیاز-رویتر__a-30895.aspx ,(Son erişim tarihi: 21 Ocak 2019)
[17]Ervand Abrahamian, Modern İran Tarihi, İş Bankası Yayınları, İstanbul 2017, sf 53
[18]Muhammed Muhammedi, 24 آبان 1393, 14:3, http://pajoohe.ir/امتیاز-رویتر__a-30895.aspx ,(Son erişim tarihi, 21 Ocak 2019)
[19]Yılmaz Karadeniz, İran Tarihi(1700-1925), Selenge Yayınları, İstanbul 2012, sf. 411
[20]Muhammed Ali Zendi, 24 آبان 1393, 14:4, http://pajoohe.ir/امتیاز-بانک-شاهنشاهی__a-36345.aspx ,(Son erişim tarihi 24 Ocak 2019)
[21] Yılmaz Karadeniz, Kaçarlar Döneminde İran, Selenge Yayınları, İstanbul 2013, sf. 165
[22] a.g.e sf. 178
[23] a.g.e sf. 167
[25] Habibullah Mehrcu, http://bcir.pchi.ir/show.php?page=contents&id=9788 , (Son erişim tarihi, 25 Ocak 2018)
[27] Muhammed Ali Zendi, 24 آبان 1393, 14:4, http://pajoohe.ir/امتیاز-بانک-شاهنشاهی__a-36345.aspx ,(Son erişim tarihi 24 Ocak 2019)
[28] a.g.e
[29] a.g.e
[30]Ali Teteri, Lağv-i Emteyaz-i Bank-i Şahenşahi, 1387, http://ensani.ir/file/download/article/20101204121727-20.pdf ,(Son erişim tarihi 25 Ocak 2019)
[31] a.g.e
[32] Muhammed Ali Zendi, 24 آبان 1393, 14:4, http://pajoohe.ir/امتیاز-بانک-شاهنشاهی__a-36345.aspx ,(Son erişim tarihi 24 Ocak 2019)
[33] a.g.e
[34]Yılmaz Karadeniz, İran Tarihi(1700-1925), Selenge Yayınları, İstanbul 2012, sf 421
[35]Muhammed Ali Zendi, 24 آبان 1393, 14:4, http://pajoohe.ir/امتیاز-بانک-شاهنشاهی__a-36345.aspx ,(Son erişim tarihi 24 Ocak 2019)
[36]Yılmaz Karadeniz, Kaçarlar Döneminde İran, Selenge Yayınları, İstanbul 2013, sf. 179
[37] Yılmaz Karadeniz, İran Tarihi(1700-1925), Selenge Yayınları, İstanbul 2012, sf. 403

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Otoriter Rejimlerin Demokratikleşmesi: Türkiye Örneği Üzerinden

GİRİŞ

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerinde çok partili sisteme geçiş denemeleri yapılmasına rağmen bu girişimler dönemin şartlarından ötürü başarıya ulaşamamıştır. Türkiye, yirmi üç yıllık tek-parti iktidarının ardından demokrasiye geçmiş ve siyasal plüralizme erişmiştir. Bu politik geçiş, Türkiye’nin politik hayatı ve demokratikleşme tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. Dönemin uluslararası koşulları ve iç politikada cereyan eden gelişmeler çok partili sisteme geçilmesinde etkili olmuştur. Bu araştırma projesinde, Türkiye’nin otoriter tek parti rejiminden demokratik çok partili sisteme geçişini etkileyen iç ve dış faktörler incelenecektir. Sözü edilen iç ve dış faktörler birbirinden bağımsız olmamakla beraber birbirlerini tamamlayıcı niteliktedirler. Bu faktörlerin incelenmesi, Türkiye’de demokrasinin oluşumunun anlaşılması açısından oldukça önemlidir.

Batı Avrupa'da Yeni Bir Dünya Savaşının Hazırlıkları: İttifakların Genel Durumları

BATI AVRUPA’DA YENİ BİR DÜNYA SAVAŞININ HAZIRLIKLARI: İTTİFAKLARIN OLUŞUM SÜRECİ

Özet

Birinci Dünya Savaşı’nın bitmesinin üzerinden uzun bir zaman geçmemişken Avrupa yine bir dünya savaşı tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Almanya’da iktidara gelen Adolf Hitler ve İtalya’da iktidara gelen Benito Mussolini’nin yayılmacı politikaları ile beraber Faşizm ideolojisi de Avrupa’da yayılmaya başladı. İtalya’nın Arnavutluk, Almanya’nın ise Çekoslovakya ve Avusturya’yı topraklarına katması bir tehlike olarak görüldüyse de somut bir adım atılmamıştı. Bu şekilde hayat sahası idealini gerçekleştirmek isteyen Hitler yönetimindeki Nazi Almanyası’yla, Roma İmparatorluğu düşleri kuran Mussolini yönetimindeki İtalya, ideolojilerinin de yakın olması dolayısıyla yakınlaştılar. Bu yazıda, Avrupa’daki bu yakınlaşmanın etkilerini ve diğer ittifakları ele alacağız.

Anahtar Kelimeler: II. Dünya Savaşı, Almanya, İtalya, Fransa, Birleşik Krallık.

Siyasilerin Popülist Ekonomik Vaatleri: Ekonomi Politikasına Etkileri ve İran İslam Cumhuriyeti’nden Örnek

Siyasilerin Popülist Ekonomik Vaatleri: Ekonomi Politikasına Etkileri ve İran İslam Cumhuriyeti’nden Örnek
Özet Her seçim tecrübesi yaşadığımızda meydanlara inen siyasilerin, siyasi çıkarlarını maksimize etmek ve iktidara ulaşmak için muhtelif vaatler verdiklerine tanık oluyoruz. Özellikle siyasiler çıkarlarına ulaşmak için ekonomik vaatleriyle seçmenleri etkilemeye çalışmaktadır. Tabii olarak iktidara ulaşan siyasiler, mevcut oy potansiyelini korumak, arttırmak ve siyasi çıkarlarını maksimize etmek adına ekonomik vaatlerini icra ederler. Ancak bu ekonomik vaatlerin, ekonomi politikasına ve mevcut ekonomi durumuna olumlu veya olumsuz etkileri olmaktadır. İşte bu makalede siyasilerin ekonomik vaatlerinin ekonomi politikasına göre etkileri tartışılarak, İran İslam Cumhuriyeti üzerinden örneklendirmeye çalışılacaktır.

Giriş Seçim tecrübesi yaşadığımızda çeşitli medya araçlarından gördüğümüz üzere siyasi figürler, siyasi çıkarlarını maksimize etmek ve iktidara ulaşmak için seçmenleri etkilem…