Ana içeriğe atla

Gerçek Bir Taht Oyunu: Fetret Devri

                          
Timur’un Arkasından
Timur'un en büyük amacı ardında güçlü bir Osmanlı Devleti bırakmamaktı. Bunun için çok basit ama etkili bir siyaset izledi. İlk olarak Osmanlı'nın sahip olduğu beylik topraklarını eski sahiplerine verdi. Ankara Savaşı'ndan sonra Yıldırım Bayezid esir alınmıştı. Arkasında ise altı erkek çocuğu bırakmıştı. Bunlar Mehmed, İsa, Süleyman, Musa, Mustafa ve Kasım'dı. Timur; Mustafa ve Kasım hariç şehzadelerin her birini hükümdar ilan etti. Bu ikinci önemli adımdı. Bu adım sayesinde on bir yıl boyunca (1402 - 1413) sürecek taht savaşlarının fitili ateşlenmiş oldu. Timur ardında gerçekten pek de güçlü olmayan taht savaşıyla boğuşan bir Osmanlı bırakmıştı.


Önce İsa Sonra Süleyman

Ankara Savaşı sonrası geriye (Kasım çok küçük olduğu için) padişah olabilecek 5 şehzade kalmıştı. Bu şehzadelerden Mustafa da daha sonra tarih sahnesine çıkmak üzere Timur'un yanında gitmek zorunda kalmıştı. Bundan dolayı mücadeleye girişecek dört şehzade vardı ortada. Bu şehzadelerden Süleyman Çelebi başkent Edirne'ye sahip olmuştu. Bundan dolayı da meşru Osmanlı padişahı kendisiydi. İlk başlarda Mehmed Çelebi Amasya'da bulunuyordu, Musa Çelebi ise Bursa'da bulunuyordu. Fakat Bursa sürekli el değiştiren ve mücadelenin yaşanacağı şehirdi. Diğer şehzade İsa Çelebi burayı Musa'dan alacaktı. Musa bunun üzerine bazı tarihçilere göre Karamanoğulları'na bazılarına göre ise Germiyanoğulları'na sığınmak zorunda kalacaktı.

Mücadelenin ilk aşamasında Mehmed Çelebi ve İsa Çelebi karşı karşıya geldi. Mehmed Çelebi kardeşi İsa'ya Anadolu'yu aramızda paylaşalım diye teklif götürdü. Bu teklif İsa tarafından kabul edilmeyince savaş kaçınılmaz hale geldi. Savaşı Mehmed Çelebi kazanınca İsa Bizans İstanbul'una sığınmak zorunda kaldı. Daha sonra ise Edirne'deki Süleyman Çelebi onu Bizans'tan aldı ve yardım edip Mehmed'in üzerine Bursa'ya yolladı. İsa Çelebi yeniden Bursa'ya gelip orayı ele geçiremese de ciddi hasarlar verdi. İsa Çelebi gerçekten maceracı bir şehzade idi. Daha çok defa diğer beyliklerden yardım alarak Mehmed'in üzerine gittiyse de bir türlü başarılı olamadı. En son harekatında ise biraz da tedbirsiz davranınca Eskişehir'de Mehmed Çelebi'nin adamları tarafından yakalanıp boğuldu. İsmail Hakkı Uzunçarşılı Eskişehir'de bir hamamda yakalanıp boğulduğunu yazar.

İsa Çelebi ölünce geriye üç şehzade kalmıştı. Edirne'deki Süleyman Çelebi mücadeleleri yakından takip ediyordu. İsa ve Mehmed mücadelesinde İsa'yı desteklemekten çekinmemişti. İsa saf dışı kalınca Mehmed'in tehlikeli bir rakip olduğunu sezip bizzat ordusuyla Anadolu'ya geçti. Kısa sürede Bursa'yı ele geçirdi. Mehmed Çelebi karşı koyamayacağını anlayıp kaçmıştı. Nitekim karşısında meşru bir Osmanlı padişahı ve onun kuvveti vardı. Süleyman Çelebi durmadı Ankara'yı da ele geçirdi. Ama ötesine gitmedi. Yaptığı fetihleri yeterli görüp Bursa'ya döndü. Orada sefaya daldı. Mehmed Çelebi Süleyman'ın bu hatasını fırsata çevirmeye çalıştıysa da Süleyman'ın yetenekli veziri Ali Paşa'nın çevirdiği entrika sonucu bunu başaramadı.  Süleyman Çelebi Karamanoğulları ile uğraştığı bir sırada Musa ve Mehmed kardeşler Süleyman'a karşı ittifak yapma kararı aldı. Musa Çelebi Mehmed'e biat etmişti. Ona sadık kalmaya söz vererek Rumeli topraklarında faaliyetlere başladı. Süleyman bunu duyunca Musa ile mücadeleye girişmek üzere Rumeli topraklarına geçti. Bu esnada Süleyman'ın belki de bu mücadelede uzun süre yaşamasını sağlayan akıl hocası Ali Paşa vefat etti. Bu Süleyman Çelebi için sonun başlangıcıydı. Nitekim Musa ile ilk karşılaşmayı kaybetti sonraki iki karşılaşmayı kazanıp yine gaflete düştü. Musa'nın işinin bittiğini düşünüp Edirne'de sefaya daldı. Fakat Musa Çelebi hâlâ güçlüydü ve kısa sürede Edirne'yi kuşattı. Süleyman Çelebi o esnada hamamda sefa yapıyordu. Durumun ciddiyetini geç kavrayıp kaçmaya çalışsa da başaramadı. Musa Çelebi'nin kuvvetleri tarafından yakalanıp boğuldu.

Sadakat Bozulur

Süleyman Çelebi de ölünce geriye 2 şehzade kalmıştı. Mehmed Çelebi kardeşi Musa kendisine biat ettiği için bu işin bittiğini düşünüyordu. Fakat olaylar böyle gelişmedi. Musa sadakatini unuttu. Süleyman'dan sonra Edirne'ye sahip oldu ve Osmanlı padişahlığını ilan etti. Artık meşru Osmanlı padişahı kendisiydi. Mehmed bunun üzerine bu sefer kardeşi Musa ile mücadeleye girişmek zorunda kaldı. İlk iki karşılaşmada Musa Çelebi kardeşi Mehmed'i yendi. Hatta Mehmed Çelebi ilk karşılaşmada yaralanıp kaçmak zorunda kalmıştı. Ancak Musa'nın padişahlığı sertti. Bundan dolayı çoğu bey ondan yüz çevirdi. Bu Mehmed'in işine yaradı. Rumeli beylerinin çoğu üçüncü karşılaşmada Mehmed'i destekledi ve bu Musa'nın yenilmesine sebep oldu. Musa Çelebi kaçtı. Fakat bu kaçış pek uzun sürmedi. Çok cesurca mücadele etmesine rağmen Sofya'nın güneyinde yakalandı ve boğuldu. Böylece 11 yıl süren Fetret Devri son buldu. Tahta Mehmed Çelebi oturdu ve Osmanlı Devleti'nin ikinci kurucusu oldu.

36 Değil 38 Padişah
Osmanlı tarihinde bizlere hep 36 padişahın olduğu öğretilir. Fakat durum öyle değildir. Aslında Osmanlı Devleti'nin 38 padişahı olmuştur. Fetret Devri olsa da Süleyman Çelebi yaklaşık 9 sene Musa Çelebi ise 2 seneden biraz fazla padişahlık yapmıştır. Hatta ilginçtir Musa Çelebi padişahlığı sürecinde İstanbul'u kuşatmıştır. Bunu da öyle kafadan söylemiyoruz. Ahmedi'nin Menakıbname eserine göre iki şehzade hükümdarlık yapmış sayılır. İlerleyen yıllarda tarih anlatımı bu şekilde de olabilir.


KAYNAKÇA
Ahmedi, "Menakıbname”
Halil İnalcık, "Devlet-i Âlliye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar I"
İsmail Hakkı Uzunçarşılı, "Osmanlı Tarihi 1.Cilt"







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Otoriter Rejimlerin Demokratikleşmesi: Türkiye Örneği Üzerinden

GİRİŞ

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerinde çok partili sisteme geçiş denemeleri yapılmasına rağmen bu girişimler dönemin şartlarından ötürü başarıya ulaşamamıştır. Türkiye, yirmi üç yıllık tek-parti iktidarının ardından demokrasiye geçmiş ve siyasal plüralizme erişmiştir. Bu politik geçiş, Türkiye’nin politik hayatı ve demokratikleşme tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. Dönemin uluslararası koşulları ve iç politikada cereyan eden gelişmeler çok partili sisteme geçilmesinde etkili olmuştur. Bu araştırma projesinde, Türkiye’nin otoriter tek parti rejiminden demokratik çok partili sisteme geçişini etkileyen iç ve dış faktörler incelenecektir. Sözü edilen iç ve dış faktörler birbirinden bağımsız olmamakla beraber birbirlerini tamamlayıcı niteliktedirler. Bu faktörlerin incelenmesi, Türkiye’de demokrasinin oluşumunun anlaşılması açısından oldukça önemlidir.

Batı Avrupa'da Yeni Bir Dünya Savaşının Hazırlıkları: İttifakların Genel Durumları

BATI AVRUPA’DA YENİ BİR DÜNYA SAVAŞININ HAZIRLIKLARI: İTTİFAKLARIN OLUŞUM SÜRECİ

Özet

Birinci Dünya Savaşı’nın bitmesinin üzerinden uzun bir zaman geçmemişken Avrupa yine bir dünya savaşı tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Almanya’da iktidara gelen Adolf Hitler ve İtalya’da iktidara gelen Benito Mussolini’nin yayılmacı politikaları ile beraber Faşizm ideolojisi de Avrupa’da yayılmaya başladı. İtalya’nın Arnavutluk, Almanya’nın ise Çekoslovakya ve Avusturya’yı topraklarına katması bir tehlike olarak görüldüyse de somut bir adım atılmamıştı. Bu şekilde hayat sahası idealini gerçekleştirmek isteyen Hitler yönetimindeki Nazi Almanyası’yla, Roma İmparatorluğu düşleri kuran Mussolini yönetimindeki İtalya, ideolojilerinin de yakın olması dolayısıyla yakınlaştılar. Bu yazıda, Avrupa’daki bu yakınlaşmanın etkilerini ve diğer ittifakları ele alacağız.

Anahtar Kelimeler: II. Dünya Savaşı, Almanya, İtalya, Fransa, Birleşik Krallık.

Siyasilerin Popülist Ekonomik Vaatleri: Ekonomi Politikasına Etkileri ve İran İslam Cumhuriyeti’nden Örnek

Siyasilerin Popülist Ekonomik Vaatleri: Ekonomi Politikasına Etkileri ve İran İslam Cumhuriyeti’nden Örnek
Özet Her seçim tecrübesi yaşadığımızda meydanlara inen siyasilerin, siyasi çıkarlarını maksimize etmek ve iktidara ulaşmak için muhtelif vaatler verdiklerine tanık oluyoruz. Özellikle siyasiler çıkarlarına ulaşmak için ekonomik vaatleriyle seçmenleri etkilemeye çalışmaktadır. Tabii olarak iktidara ulaşan siyasiler, mevcut oy potansiyelini korumak, arttırmak ve siyasi çıkarlarını maksimize etmek adına ekonomik vaatlerini icra ederler. Ancak bu ekonomik vaatlerin, ekonomi politikasına ve mevcut ekonomi durumuna olumlu veya olumsuz etkileri olmaktadır. İşte bu makalede siyasilerin ekonomik vaatlerinin ekonomi politikasına göre etkileri tartışılarak, İran İslam Cumhuriyeti üzerinden örneklendirmeye çalışılacaktır.

Giriş Seçim tecrübesi yaşadığımızda çeşitli medya araçlarından gördüğümüz üzere siyasi figürler, siyasi çıkarlarını maksimize etmek ve iktidara ulaşmak için seçmenleri etkilem…