Ana içeriğe atla

GSYİH Verileri, Siyasi İktidar ve Muhalefet İlişkileri



Reel politikanın temel iki unsuru olan siyasi iktidar ve muhalefet daima rekabet halindedir. Rekabet halinde olan bu iki unsur üstünlüklerini sağlamak amacıyla birbirlerinin takip ettiği veya takip edeceği politikalar ve gerçekleştirdikleri veya henüz gerçekleştirmedikleri politikalar üzerinden rekabetlerini sürdürürler. Bu politikalardan en önemlileri de ekonomi dairesi içinde yer almaktadır.

Politikaların işleme geçiş ve uygulanış süreçlerinde etkin rol oynayan siyasi iktidarlar, hakim irade tarafından seçilmeden önce ekonomik olarak bazı vaatlerde bulunurlar. Bu vaatler sıklıkla, işsizlik, enflasyon, istihdam, kalkınma ve büyüme alanlarında verilir. Siyasi muhalefet, bir güdü olarak siyasi iktidarların vaatlerini ve politikalarını muhtelif denetim mekanizmalarıyla denetler ve siyasi iktidarın vaatlerinin ve politikalarının kendi lehine olacak şekilde başarısız olmasını ister. Siyasi iktidar tarafından ise muhalefete nazaran tam tersi bir davranış içerisinde, yani kendi vaatlerinin ve politikalarının kendi lehine başarılı olmasını isterler. Analizimizde Türkiye’nin 2000-2017 yılları arasındaki GSYİH verilerini, iktidar ve muhalefet güdüleri ve tercihleri çerçevesinde yorumlayarak size tevdi edeceğiz. 


Yukarıda bahsettiğimiz gibi siyasi iktidar, vaatlerinin ve politikalarının başarılı olmasını isteyecektir. Başarılı olmasını hakim iradeye göstermek ve muhalefeti saf dışı bırakmak için kendi lehine olan GSYİH verilerini seçecek ve bunun üzerinden siyasi propaganda yapacaktır. Muhalefet ise iktidarın başarılı olmasını istemeyeceği için onu başarısız göstermek adına kendi lehine olan GYSİH verileni seçecektir. 

2000-2017 yılları arası GSYİH rakamları

2000-2017 yılları arası GSYİH büyüme rakamları

İlk olarak grafiklerden ve tablolardan incelediğimiz üzere iktidar sahip olduğu güdü ve tercihlere göre, GSYİH verilerini TL cari fiyatlarla üzerinden değerlendirmesi ve politikalarının başarılı olduğunu bu rakamlarla göstermek istemesi, iktisaden reel bir veri olmayacak ve muhalefet açısından başarısız olarak nitelendirilecektir. Çünkü TL cari fiyatları üzerinden değerlendirme yapmak, enflasyon ve buna bağlı olan döviz kurunun yıllar içinde yükselmesini kapsayacağından objektif olarak bakıldığında rasyonel olmayacaktır. Muhalefet iktidarı enflasyon ve döviz kuru üzerinden eleştirerek iktidarın başarısızlığını gösterecektir. Söz konusu veriler zahiri olarak bir başarı olarak gözükse de iktidar için, aksine enflasyonun ve döviz kurunun artışını, yani iktidar politikalarının başarısızlığını göstermektedir. 

Enflasyonun yıllara göre döviz kuruna bağlı olarak artması ve GSYİH büyümesinin dolar cari fiyatlar açısından son yıllarda döviz kuruna bağlı olarak negatif büyüme gerçekleştirilmesi, siyasi iktidarın politikalarının döviz kuru açısından başarısız olduğuna bir işaret olacaktır. Buna ilave olarak toplam GSYİH, az gözükeceğinden iktidarın aleyhine olacak ve politikalarının başarı derecesine gölge düşürecektir. Muhalefet iktidarın politikalarındaki başarısızlığını tescillemek için GSYİH büyümesinin ve rakamlarını düşük olmasını ister ve iktidarı saf dışı bırakmak adına bu rakamları kullanabilir.

Son olarak GSYİH’ye TL sabit fiyatlarına baktığımız zaman siyasi iktidarın daha avantajlı olduğunu görmekteyiz. İktidar, seçilen sabit yıl ile döviz ve enflasyon gibi kronik sorunlarını devre dışı bırakarak politikalarının icraat dönemleri içeresinde başarılı olduğunu çeşitli araçlar ile gösterebilir. Çünkü seçilecek sabit yıl iktidar tarafından ülkenin enflasyon, döviz kuru ve büyüme olarak en düşük yıl olacağından siyasi iktidarın başarılı olmuş olduğu yorumlanacaktır. Ancak muhalefet bunun objektif olmadığını belirterek karşı çıkacaktır. Lakin burada siyasi iktidar uygulayıcı olduğu için muhalefete nispetle daha avantajlı konumdadır. Ülkemizde büyüme oranları gerek gerçekçilik açısından ve gerek siyasi iktidarın sahip olduğu güdü ve tercihleri dolayısıyla TL sabit fiyatlarıyla hesaplanır ve baz yılı olarak 
Türkiye’nin diğer yıllara nazaran en büyük negatif büyüme ile karşı karşıya kaldığı 2009 yılı tercih edilmiştir. 

Sonuç olarak baktığımızda siyasi iktidarlar sahip olduğu güdü ve tercihler neticesinde kendilerini başarılı göstermek adına kendi lehine uygun GSYİH verilerini seçerler. Muhalefet ise tam aksine siyasi iktidarı başarısız göstermek için siyasi iktidarın aleyhine olan rakamları seçerek onları iktidardan uzaklaştırmaya çalışır. Döviz, enflasyon ve büyüme gibi hedefleri devre dışı bırakmak isteyen siyasi iktidar için en uygun GSYİH verisi TL sabit fiyatlarıyla hesaplanması gerekir. Muhalefet için en uygun olan GSYİH verisi ise, cari fiyatlarla dolar istatistiği olacaktır. 

Birkan Kemal ERTAN
11 Nisan 2019

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Otoriter Rejimlerin Demokratikleşmesi: Türkiye Örneği Üzerinden

GİRİŞ

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerinde çok partili sisteme geçiş denemeleri yapılmasına rağmen bu girişimler dönemin şartlarından ötürü başarıya ulaşamamıştır. Türkiye, yirmi üç yıllık tek-parti iktidarının ardından demokrasiye geçmiş ve siyasal plüralizme erişmiştir. Bu politik geçiş, Türkiye’nin politik hayatı ve demokratikleşme tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. Dönemin uluslararası koşulları ve iç politikada cereyan eden gelişmeler çok partili sisteme geçilmesinde etkili olmuştur. Bu araştırma projesinde, Türkiye’nin otoriter tek parti rejiminden demokratik çok partili sisteme geçişini etkileyen iç ve dış faktörler incelenecektir. Sözü edilen iç ve dış faktörler birbirinden bağımsız olmamakla beraber birbirlerini tamamlayıcı niteliktedirler. Bu faktörlerin incelenmesi, Türkiye’de demokrasinin oluşumunun anlaşılması açısından oldukça önemlidir.

Batı Avrupa'da Yeni Bir Dünya Savaşının Hazırlıkları: İttifakların Genel Durumları

BATI AVRUPA’DA YENİ BİR DÜNYA SAVAŞININ HAZIRLIKLARI: İTTİFAKLARIN OLUŞUM SÜRECİ

Özet

Birinci Dünya Savaşı’nın bitmesinin üzerinden uzun bir zaman geçmemişken Avrupa yine bir dünya savaşı tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Almanya’da iktidara gelen Adolf Hitler ve İtalya’da iktidara gelen Benito Mussolini’nin yayılmacı politikaları ile beraber Faşizm ideolojisi de Avrupa’da yayılmaya başladı. İtalya’nın Arnavutluk, Almanya’nın ise Çekoslovakya ve Avusturya’yı topraklarına katması bir tehlike olarak görüldüyse de somut bir adım atılmamıştı. Bu şekilde hayat sahası idealini gerçekleştirmek isteyen Hitler yönetimindeki Nazi Almanyası’yla, Roma İmparatorluğu düşleri kuran Mussolini yönetimindeki İtalya, ideolojilerinin de yakın olması dolayısıyla yakınlaştılar. Bu yazıda, Avrupa’daki bu yakınlaşmanın etkilerini ve diğer ittifakları ele alacağız.

Anahtar Kelimeler: II. Dünya Savaşı, Almanya, İtalya, Fransa, Birleşik Krallık.

Siyasilerin Popülist Ekonomik Vaatleri: Ekonomi Politikasına Etkileri ve İran İslam Cumhuriyeti’nden Örnek

Siyasilerin Popülist Ekonomik Vaatleri: Ekonomi Politikasına Etkileri ve İran İslam Cumhuriyeti’nden Örnek
Özet Her seçim tecrübesi yaşadığımızda meydanlara inen siyasilerin, siyasi çıkarlarını maksimize etmek ve iktidara ulaşmak için muhtelif vaatler verdiklerine tanık oluyoruz. Özellikle siyasiler çıkarlarına ulaşmak için ekonomik vaatleriyle seçmenleri etkilemeye çalışmaktadır. Tabii olarak iktidara ulaşan siyasiler, mevcut oy potansiyelini korumak, arttırmak ve siyasi çıkarlarını maksimize etmek adına ekonomik vaatlerini icra ederler. Ancak bu ekonomik vaatlerin, ekonomi politikasına ve mevcut ekonomi durumuna olumlu veya olumsuz etkileri olmaktadır. İşte bu makalede siyasilerin ekonomik vaatlerinin ekonomi politikasına göre etkileri tartışılarak, İran İslam Cumhuriyeti üzerinden örneklendirmeye çalışılacaktır.

Giriş Seçim tecrübesi yaşadığımızda çeşitli medya araçlarından gördüğümüz üzere siyasi figürler, siyasi çıkarlarını maksimize etmek ve iktidara ulaşmak için seçmenleri etkilem…